7/24 Açık
0216 461 94 92 - 0216 328 28 91 - 0216 328 47 46

Genel Tanıtım

Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları Merkezi Sağlık Bakanlığı onaylı sertifika programına dahil olup, merkezde Türkiye’de sadece tıp doktorlarının yapma yetkisinin olduğu akupunktur, ozon tedavisi, hacamat, fitoterapi, sülük tedavisi ve mezoterapi hizmeti verilmektedir.

Akupunktur

Akupunktur, Geleneksel Çin Tıbbı uygulamalarına dayanan eğitimli uygulayıcıların cilde ince iğneler sokarak vücudun belirli noktalarını teşvik ettiği bir sağlık tekniğidir. Geleneksel Çin Tıbbının en popüler uygulamalardan biridir. Geleneksel Çin Tıbbı, 2.500 yıl önce eski Çin’de ortaya çıkmış ve o tarihten beri kullanılmaktadır. Çeşitli hastalıkları, ağrı ve stresle ilişkili semptomları tedavi etmek için, Geleneksel Çin Tıbbı uygulayıcıları akupunktur, bitkisel ilaçlar, tai chi, qi gong, Zu San Li, masaj terapisi ve çeşitli “zihin ve beden uygulamaları” içeren bütüncül teknikler kullanmaktadır. Akupunktur ve diğer Geleneksel Çin Tıbbı tekniklerinin kullanımı, son birkaç yılda ABD ve diğer batı ülkelerinde artmıştır.

Akupunkturda iğneler kullanılıyor olmasına rağmen, tedaviler nispeten ağrısız ve acısızdır. Akupunkturun en popüler kullanım alanlarından olan, istenmeyen yan etkilere neden olabilecek ilaçlara gerek kalmadan, vücuda ağrıyı doğal bir şekilde azaltmaktır.

Akupunktur tedavi alanları:

  • Kas spazmları ve ağrı
  • Kronik sırt sorunları ve sırt ağrısı
  • Migren sıklığını ve şiddetini azaltmak da dahil olmak üzere baş ağrıları
  • Boyun ağrısı
  • Osteoartrit
  • Diz ağrısı
  • Alerjiler
  • Sindirim problemleri
  • Ruh hali, Depresyon

Genellikle steril iğneler kullanarak deneyimli, iyi eğitim almış bir uygulayıcı tarafından gerçekleştirildiğinde güvenlidir. Bununla birlikte, akupunkturda iyi eğitilmiş bir uygulayıcıya ve temiz iğnelerle ilgili çok dikkatli olan bir tesise her zaman gitmek gerekmektedir. Yanlış akupunktur ve / veya kirlenmiş iğneler büyük bir risk oluşturabilir. Bugüne kadar, akupunktur iğnelerinin kullanımı ile ilgili çok az komplikasyon bildirildi, bu nedenle riskin çok düşük olduğu düşünülüyor. Bununla birlikte, bu riskin mevcut olmadığı anlamına gelmez, çünkü steril olmayan iğneler kullanıldığında bazı ciddi yan etkiler meydana gelmesi olasıdır. Akupunktur genellikle fizik tedavi, egzersiz ve iltihabı sağlıklı bir diyet yoluyla azaltmak gibi diğer ağrı kontrol tekniklerinin yanı sıra bir tedavi yöntemi olarak önerilir.

Akupunktur tedavisinin etkili olduğu alanlar:

  • Kilo verme
  • Menopozal şikayetler
  • Baş ağrıları
  • Sigara bırakma
  • Çocuklarda idrar kaçırma
  • Kas, eklem ve bel ağrıları
  • Sebebi belli olmayan hipertansiyon
  • Böbrek ağrısı
  • Yüz felci
  • Stres, panik atak ve depresyon gibi duygu durum bozuklukları
  • Uykusuzluk
  • Doğum ağrısının azaltılması
  • Adet ağrıları
  • Spastik kolon

Gebelik sırasında kaçınılacak birkaç akupunktur noktası vardır. Dolayısıyla, akupunktur uzmanınızın bakım için gerekli lisansa sahip olmasını sağlamayı her zaman tavsiye ederiz.

Akupunktur Noktaları

Akupunktur noktaları veya “acupoints”, akupunktur tedavilerinin odak noktası olan vücut üzerindeki belirli yerlerdir. Geleneksel Çin Tıbbı, akupunkturu “enerji akışını veya yaşam gücünü dengelemek” için bir teknik olarak açıklar ve vücuda küçük belirli kanalları uyararak enerjiye ulaşılabilir.

Geleneksel Çin Tıbbı uygulayıcıları, vücuda “meridyenler” de bulunan “qi” veya “chi” olarak bilinen bir akış olduğuna inanıyorlardı. Akupunktur iğnelerinin takıldığı her meridyende yüzlerce nokta bulunan 14 ana enerji kanalı meridyeni vardır. Bunlar, eller, kollar, ayaklar, baş, arka ve üst organlar üzerinde 360 farklı nokta içerir. Düşünce, iğneleri hafifçe vücudun belirli noktalarına sokarak çene akışına sokulabilir ve hastanın enerjisi dengelenebilir. Akupunktur noktaları, sinirlerin kas, kas orta noktası veya kasın kemikle birleştiği noktalarda bulunduğu eğilimindedir.

Bazı büyük akupunktur meridyenleri şunları içerir:

  • Akciğer Meridyeni
  • Kalın bağırsak Meridyeni
  • Karın Meridyeni
  • Dalak Meridyeni
  • Kalp Meridyeni
  • Ince bağırsak Meridyeni
  • Mesane Meridyeni
  • Böbrek Meridyeni
  • Karaciğer Meridyeni

Bütün akupunktur uygulamaları, genellikle iğneler gibi çeşitli teknikler kullanarak vücudun belirli noktalarının uyarılmasını içerir. Akupunkturun bugüne kadar klinik, bilimsel araştırma ortamlarında incelenen türü, cildi hafifçe delmek için ince, sağlam metal iğneleri kullanırlar.
Akupunktur genellikle eğitilmiş bir uygulayıcıyla iğneleri cilde derinden sığ bir şekilde vücudun belirli noktalarına sokarak elle yapılır. Normalde yaklaşık 10 ila 20 ince iğne aynı anda kullanılır. İğneler, kan almak için kullanılacak normal ebatlı bir iğnenin içine sığacak kadar küçüktür ve bu işlem çoğu insan için acısızdır.
Ayrıca, iğnelerden akan hafif elektriksel uyarıları kullanan akupunktur türleri vardır ya da hiç iğne yoktur. Örneğin, akupresure sıklıkla basitçe “iğneler olmadan akupunktur” olarak düşünülür ve belirli noktalara basarak vücuttaki enerjiyi uyarmak için hedeflenmiş masaj tekniğini kullanır.

Sonuç

Özellikle kronik ağrı ve yukarıda listelenen yararlar için halihazırda tamamlanan çalışmalar, hem iğne yerleştirmeden hem de bu iğnelerin yerleştirilmesinden sağlığa fayda sağladığını göstermektedir. Sonunda, ağrısız doğası ve / veya ağrının artması nedeniyle kronik ağrıları olan çoğu insan ağrı kesici ilaçlardan etkilenerek vücudun gittikçe daha fazla ihtiyacı olur. Ağrı kesici ilaçlar iltihabı arttırdığı için vücuda zarar vermekle kalmaz aynı zamanda uzun süreli kullanımla artan diğer yan etkilere de sahiptir. Akupunktur, kronik ağrı çekenler için umut verici bir çözümdür.

 

Ozon Tedavisi

Ozon (O3) üç oksijen atomundan oluşan renksiz, keskin kokulu doğal bir gazdır. Atmosferin yakın tabakalarında, dolayısıyla soluduğumuz havada oksijen molekülleri iki bileşikli, yani O2 formunda bulunur. Soluduğumuz havada bulunmayan ama atmosferin yukarı tabakalarında kendiliğinden oluşan ozon (O3) gazının kendisine özgü bir kokusu vardır. Ozon iyi bir antioksidandır, iyi bir yüzey dezenfektanıdır. Mantar ve virüsler ozon ile karşılaştığında canlılıklarını kaybederler. Tıbbi uygulamalarda kullanılan oksijen-ozon karışımı % 3-5 oranında Ozon içerir. Bu karışıma “medikal ozon” adı verilir.

Ozon tedavisi belirli bir miktarda ozon/oksijen karışımının vücut boşluklarına ya da dolaşım sistemine uygulanması olarak özetlenebilir. Ozon/oksijen gaz karışımı intravenöz, intramuskuler, intraartiküler, intraplevral, intrarektal ve intradiskal uygulanabildiği gibi topikal de uygulanabilir. En yaygın ozon uygulanma şekli majör otohemoterapidir. Bu yöntemde hastadan özel bir şişe içerisine alınan 50–270 ml kan ozon/oksijen karışımı ile belirli bir süre temas ettirilir ve daha sonra tekrar vücuda geri verilir (reinfüzyon).Medikal Ozon tedavisi ile doku ve hücrelerin Oksijeni en iyi şekilde kullanması amaçlanır.

Su, yağ gibi maddelerin ozonlanması mümkündür. Kan da su gibi ozonlanabilir ve alyuvar olarak adlandırılan, görevleri oksijen taşımak olan kırmızı kan hücrelerimiz ozon ile temas ettiklerinde bu hücrelerimizde bir dizi değişiklikler meydana gelir.Ozon ile karşılaşan alyuvarlar elastikiyet kazanır ve böylece kanın akışkanlığı artar. Alyuvarların oksijen taşıma kapasitesi artar. Alyuvarların oksijeni dokulara bırakma yeteneği artar.Hücre içi solunumu hızlandırarak hücre fonksiyonları için gerekli enerji olan ATP nin üretimini artırarak etki eder. Cildin detoks yapıcı özelliğini artırır. Vücuttaki kimyasal maddelerin temizlenmesinde yardımcı rol alır. Ozon tedavisi konusunda eğitimli doktorlar tarafından yapılmalıdır.

Ozon uygulamaları klasik tıbbın yanı sıra Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp (GETAT) tedavisi olarak uygulanmaktadır. Tamamlayıcı tedavi yöntemleri hiçbir zaman tıbbi tedavi yerine geçmez ancak yardımcı olması için uygundur. Hastalıklardan iyileşmesinde ana tedaviler esastır.

Ozon tedavisinin birkaç uygulama metodu vardır; bunların hangisinin kaç defa hastaya uygulanacağını hasta ile konuştuktan sonra doktor belirler, bazen kombine tedaviler uygun görebilir. Yani aslında ozon tedavisi kişiye özel, doktor tarafından hazırlanan bir protokol ile uygulanmalıdır.

Medikal Ozonun uygulandığı durumlar

  • Bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi,
  • Damar dolaşım bozukluklarının giderilmesi,
  • Romatizmal hastalıklar ve fibromiyaljinin kontrolü,
  • Yara ve yanık tedavileri,
  • Kolit olarak geniş anlamda ifade edebileceğimiz inflamatuar barsak hastalıklarının tedavisi,
  • Kronik yorgunluk sendromu,
  • Baş ağrıları, migren,
  • Bel ve boyun fıtıklarında ağrının azaltılması,
  • Diyabet ve diyabete bağlı komplikasyonların özellikle ayak yaralarının tedavisi,
  • İnsülin direncinin azaltılması, metabolik sendrom ve yağlı karaciğerin tedavisi,
  • Alerjiler
  • Akut viral hepatitler ve herpes (uçuk) tedavisi
  • Tekrarlayan vajinal mantar
  • Kanserde destek tedavi,
  • Ciltte yaşlanmanın geciktirilmesi,
  • Sağlıklı yaşlanmanın sağlanması için uygulanabilir.

Ozon Tedavisinin Uygulama Yöntemleri

  • Majör otohemoterapi
  • Minör Otohemoterapi
  • Eksternal tedavi
  • Rektal ya da vajinal
  • Ozonun eklem içi enjeksiyonu.

Damardan alınan kanın ozonlanması ve kişiye verilmesi: Kişiden uygun şartlarda alınan kanın kapalı devre bir sistem içinde ozon gazı ile karşılaştırılması ve kişiye geri verilmesi ozon tedavilerinde Majör tedavi denilen ana tedavi şeklini oluşturur. Majör otohemoterapi, en yaygın kullanılan bu metotla 50-200 ml kan alınarak, dozu belirlenmiş ozonla karıştırıldıktan sonra tekrar kişiye geri verilmesidir. Genellikle haftada 2 veya 3 defa en az 10 seans olacak şekilde protokol belirlenir ve uygulanır. Ana tedavi yöntemidir. Diğer ozon tedavileri ile desteklenebilir.

Adeleden ozonlanmış kanın verilmesi (Minör otohemoterapi): Kişiden alınan 2-5 cc kan, belirlenmiş dozda ozonla karıştırılarak kas içine enjekte edilmesidir.

Torbalama(Torba ve kupa ile ozon uygulanması): Bölgesel olarak tedavi edilecek alana ozon gazının uygulanması işlemidir. El ve ayaklar özel bir torba içine sokularak nemlendirilir ve cildin ozonu emmesi sağlanır.

Vücut boşluklarına ozon gazı verilmesi: Rektal, vajinal ve kulak yoluna püskürtme ile ozon verilmesidir. Makattan ozon gazının verilmesi, ülseratif kolit, Crohn hastalığı gibi iltihabi barsak hastalıkları adı verilen bir hastalık grubunda uygulanmaktadır. Hasta kendi kendine uygular, tek kullanımlık tüp ve torbalar kullanıldığı için hijyeniktir.

Eklem içine ozon gazı verilmesi: Ağrılı iltihabi eklem romatizması olan artrit ve tekrarlayan artroz gibi hastalıklarda uzman doktorlar tarafından çok yavaş olarak eklem içine ozon gazı verilir.

Hacamat (Kupa Uygulaması)

Hacamatın Tanımı

Hacamat arapça kökenli bir kelimedir. Emmek, kan almak demektir. Hacamat ağrısız, acısız, yatak istirahati gerektirmeden uygulanan bir tedavi yöntemidir. Kan dolaşımını hızlandırmak, kandaki toksinleri temizlemek, damarlarındaki tıkanmaları açmak, kılcal damarlardaki kirli kanı temizleyen bir tedavidir. Vücudun belli bölgelerine küçük kesikler atarak kılcal damarlardaki kirli kan kupa ile dışarı atılır.
Kan aldırmak hacamat demek değildir. Kan aldırma işlemi damarlardaki kanın alınması demektir. Hacamat deri altındaki kılcal damarlarda birikmiş kirli kanın çıkarılmasıdır. Bu sebeple kan aldırmak hacamatın yerini tutmaz.

Hacamatın Tarihçesi

Hacamatın en az beş bin yıllık bir geçmişi vardır. Eski Mısır, Yunan, Roma, Çin, Hind gibi eski medeniyetlerde tedavi amacıyla hacamatın kullanıldığı bilinmektedir. İslam tıbbında da hacamatın önemli yeri vardır. Tarihte bilinen en eski tıp metinleri olan Eber Papirüsleri’nde (M.Ö. 1550) hacamattan bahsedilmektedir.
Mezopotamya uygarlıklarında da hacamat kullanılmaktadır.
Hipokrat (M.Ö. 460-377) ve Galen (M.S. 131-210) hacamat hakkında bilgi vermektedir. Moğollar ve Uygur Türkleri de hacamat tedavisi uygulamışlardır.
20 yüzyıla kadar Avrupa ve Amerika’da kupa ve hacamat tedavisi uygulanmaktaydı. Ancak modern tıbbın gelişmesi ile birlikte ilaç tedavisi ön plana çıkmıştır.

Hacamatın faydaları

Hacamat ile kılcal damarlardaki kirli kan alınıp yerine temiz kan gelmesi sağlanmaktadır. Hacamat ucuz ve faydası çok olan bir yöntemdir. Hacamatın vücudun yenilenmesi, detoks, organ fonksiyonlarının güçlenmesi, ödemin çözülmesi, cildin yenilenmesi, damar tıkanıklıklarının açılması, rahatlama, uykunun düzeni, stresin azalması, enerjinin artması gibi çeşitli faydaları vardır. Hacamatın insan psikolojisine de faydası vardır.

Hacamat Hangi Sıklıkla Yaptırılır

Herhangi bir rahatsızlığı olmayanlar koruyucu hekimlik amacı ile yılda 2-4 defa hacamat yaptırabilirler. Eğer hastalık tedavisi için hacamat yapıtırıyorsa sadece tedavi süresince ayda bir kez yapılabilir. Bu şekilde ayda bir defa olmak şartıyla beş ya da yedi seans hacamat yapılabilir.

Hacamatın Uygulanması

Hacamat aç karına yapılmalıdır. Hacamat tek kullanımlık ve steril malzemelerle yapılmalıdır. Bulaşıcı hastalıkların başkalarına bulaşmaması için tedbir alınmalı, eldiven vs. kullanılarak sterilizasyona önem verilmelidir.
Hacamatta derin kesikler atılmaz. Kişinin deri kalınlığına göre 1.5-3 mm arası derinlikte küçük kesikler atılır, bu sebeple deride yara izi kalmaz, yaralar bir günde iyileşir.
İlk kupa vurulduktan sonra kuru hacamat dediğimiz küçük kesi işlemi yapılır. Aynı bölgeye ikinci defa kupa vurularak 4-5 dakika beklenir. Bu sırada o bölgeye kan toplanmaya başlar. İkinci kupa sökülerek ilk kesiklerin alt taraflarına yeni kesikler atılır ve yeniden kupa vurularak vakumlamak suretiyle kirli kan dışarı atılmış olur. İkinci kupadan sonra tekrar kesik atılmadan üçüncü defa kupa vurulur. Bu şekilde hacamat 20-25 dakika kadar sürer.
Sertifikalı uzman kişiler tarafından yapılan hacamatın yan etkisi yoktur. Hacamattan sonra kişi günlük işlerini yapmaya devam edebilir.

Hacamat Noktaları

Boyun ve bıngıldak dışında kalan yerlere hacamat yapılabilir. Bıngıldak başın tepe noktasının ortasındaki çukurluktur.
Hacamatın en faydalı olduğu bölgeler iki kürek arasının 10 cm üstü, iki kulak arası ve kalbin arkasıdır.
Kulak rahatsızlıkları, sinüzüt, boğaz hastalıkları, baş ağrısı, migren, karaciğer ve safra kesesi hastalıkları için kulak arkasına hacamat yapılır.
Akciğer, safra, tansiyon, bağışıklık sistemi, panik atak, evham, vesvese gibi rahatsızlıklar için kalbin arka bölgesine hacamat yapılır.
Karaciğer temizliği, safra taşları, halsizlik, kolestrol, tansiyon rahatsızlıkları için karaciğer arkasına hacamat yapılır. Günde 8-10 saat uyuduğu halde yorgunluk hissedenlere tavsiye edilmektedir.
Sırt ağrılarında, ayak ve bacak uyuşmalarında, bel fıtığında omirilik yanlarına hacamat yapılır. Varis, romatizma rahatsızlıkları için diz ve baldırlara hacamat yapılır.
Boyun fıtığı, boyun kireçlenmesi, kol ve omuzlardaki romatizma, akciğer hastalıkları, tansiyon, kireçlenme, migren, uyuşma, halsizlik, saç dökülmesi, kepek, baş ağrısı, baş dönmesi gibi rahatsızlıklar için omuz bölgesine hacamat yapılır.
Bel fıtığı ve bel ağrıları için kuyruk sokumu bölgesinin üst tarafına sağ ve soldan hacamat yapılır.
Sürekli yorgunluk için sırt bölgesinden karaciğer arkası, kürek kemikleri hizası ve kalp arkasına hacamat yapılır. İlk seanstan sonra kişi kendisini oldukça rahatlamış hisseder, sürekli yorgunluk hissi azalır.
Baş ağrısı ve migren için kulak arkası, kürek kemikleri arası ve aşağısına hacamat yapılır.
Özellikle kürek kemikleri arasına, kalp ve karaciğer arkalarına yapılan hacamat yüksek tansiyonu düşürür, tansiyonu dengeler.
Unutkanlık, hafıza zayıflığı, Alzheimer, dikkat dağınıklığı ve depresyon için kafa bölgesine hacamat yapılır. Sınavlara hazırlanan çocuklar, gençler ve yetişkinler için çok faydalıdır.
Böbrek rahatsızlıkları için böbrek hizasından arka ve ön taraflardan hacamat yapılır.
İltihaplı eklem rahatsızlıkları için karaciğer arkası, kürek kemikleri arası ve ağrıyan bölgelere hacamat yapılır.

Hacamat Yapılamayan Durumlar

Diyaliz, metastas kanser, hemofili, kanama problemi olan hastalar (faktör hastaları), ileri derecede kansızlar, yeni ameliyat olanlar, PLT (tronbosit) düşüklüğü olanlar, adetli kadınlar hacamat yaptıramaz. Hacamatın yapılacağı cilt üzerinde de problem olmamalıdır. Ben, vitiligo, sedef, egzama, yara olan bölgelere hacamat yapılamaz.

Tarama Hacamatları

Tarama hacamatın vücudun yedi bölgesine yapılır. Tarama hacamatı düzenli olarak yapıldığında kronik hastalıklardan kişiyi korur.

  • Baş bölgesi: Üç kupa
  • Omuz bölgesi: Beş kupa
  • Sırt bölgesi: Beş kupa
  • Kasık bölgesi: Üç kupa
  • Bacakların üst kısmı: Dört kupa
  • Bacakların alt kısmı: Dört kupa
  • Ayak bilekleri: Dört kupa

Kafa Tarama Hacamat Noktaları

Kafa hacamatı için önce hacamat yapılacak bölge tıraş edilerek kafa arkası hacamatı yapılır. Kafa hacamatı tansiyon, migren, kulak çınlaması, burun tıkanıklığı, Parkinson, Alzheimer gibi rahatsızlıklar için de faydalıdır.

Fitoterapi

Farmakoloji biliminin bir dalı olan fitoterapi, bazı bitkilerin içinde yer alan kimyasalların, hiçbir işleminden geçirilmeden ilaç gibi kullanılması olarak özetlenebilir. Fitoterapide kullanılan bitkiler bazı vitaminler, mineraller, organik asitler, eter yağları, oligo–elementler, karbonhidratlar, fermentler, hormonlar ve proteinler içermektedir. Vücut için faydalı bir içeriğe sahip olan bitkiler fitoterapide kullanılır. Hem hastalıkların tedavisinde hem de tedbir amaçlı olarak yüzyıllardır şifalı bitkilerin kullanıldığı bilinir. Bitkilerin tedavi edici etkisi çok yavaş ortaya çıkar kalıcı olur ve tamamen doğal bir tedavi şeklidir. Diğer tedavi yöntemlerine nazaran daha doğal ve daha ekonomiktir.

İlaçlar kimyasal maddelerdir. Bitkiler ise ilaçlar ile kıyaslandığında daha fazla fayda içerirken daha az yan etkisi vardır. Bundan dolayı günümüzde bitkilerin geçmiş yıllara göre daha fazla alanda, daha çok kullanılmaya başlamıştır. Bitkilerin faydalarından istifade etmek doğru ve bilinçli şekilde kullanılmaları ile mümkündür. Bilinçsiz kullanım tedavi yerine birçok hastalığın ortaya çıkmasına sebebiyet verebilir. Eğer bitkilerin şifasından faydalanmak istiyorsak öncelikle bir hekime danışmalıyız. Hekimin önerdiği bitkiyi, önerdiği şekilde ve dozda kullanmanız gerekmektedir.
Bitkilerin tedavi amacıyla ilk olarak ne zaman kullanıldığı bilinmiyor. Dolayısıyla insanlık tarihi kadar eski bir yöntem olduğu düşünülüyor. Fitoterapi uygulamalarını, tıp eğitimi almamış, bilinçsiz kişilerin yapması beraberinde birçok riskide yanında getirmektedir. Pek çoğu yanlış bilgiler ile uygulama yaptığından yeni hastalıklara sebebiyet verebilmektedir.
Tarım çalışmalarında artık çok fazla miktarda kimyasal madde kullanılıyor. Bu kimyasal maddeler genellikle zehir ya da hormonlardır. Dolayısıyla bitkilerin de genetiği bozuluyor ve bitkiler faydalı içeriklerini kaybediyor. Bununla da kalmayıp insan vücuduna zarar veren maddeleri tüketim yolu ile almamızı sağlıyorlar. Tarımda kullanılan kimyasal maddeler allerji, virütik hastalıklar, kan hücresi bozuklukları, bağışıklık sistemi bozuklukları ve daha pek çok neticeye sebep olabiliyor. Fitoterapide kullanılacak bitkilerin kimyasal madde kullanılmadan yetiştirilmiş olmasına özen göstermek önem arzetmektedir.

Yan Etkileri

Tedavi amacıyla kullanılan ilaçlar çeşitli toksik maddeler içerir. Bu da alerjik reaksiyonlara ve hemotolojik yan etkilere neden olabilir. Özellikle ilaçların uzun süre kullanılması durumunda bu yan etkiler de artar. Şifalı bitkiler ile yapılan tedavi bu noktada önemini çok daha fazla ortaya çıkarıyor. Şifalı bitkilerde, yan etkiye neden olabilen kimyasalların etkisini ortadan kaldıran maddeler de bulunuyor. Dolayısıyla biyolojik bakımdan insan vücudu ile çok daha uyumludur. Örneğin kansızlık tedavisinde kullanılan ilaçların pek çok yan etkisi mevcut. Fakat kansızlık tedavisinde kullanılan bitkinin hiç bir yan etkisi yok. Çok uzun süreli tedavilerde dahi bitkilerin faydasından güvenle istifade edilebiliyor. Ancak tüm tedavilerde olduğu gibi konusunda uzman ehliyetli kişiler tarafından yapılması olumsuz durumların oluşmaması için tavsiye edilir.

Bitkiler yalnızca suya konarak kullanılmıyor. Aynı zamanda onlarca farklı ilacın da hammaddesi olarak kullanılıyor.

Şifalı bitkiler hakkında önemli notlar

  • En önemli husus, bitkilerin hekim ya da uzman önerisiyle hazırlanması gerektiğidir.
  • Bitkiler uzun süre kaynatılmamalıdır. Tadı nahoş olan bitkiler şeker ile değil bal ile tatlandırılmalıdır.
  • Bitkisel tedavi uzun vadede yanıt verir. Kısa sürede sonuç almayı beklemeyin.
  • Öz suyu acı olan şifalı bitkiler genellikle kanı temizleyen niteliktedir. Büyük faydası olur.
  • Pek çok şifalı bitkinin yan etkisi, yine aynı bitkinin başka bir bölümü ile telafi edilebilir. Bu durumu sinekler ile açıklayabilirim. Sineklerin bir kanadı zehirli, diğer kanadı ise panzehirdir. Aynı durum bitkiler için de geçerlidir. Kayısı ishal yaptığında çekirdeği yenmelidir. İshali çekirdek keser. Fındık kaşıntı ya da sivilce yaptığında yaprağı kullanılmalıdır. Yaprağı bu etkiyi ortadan kaldırır.
  • Kayısı, incir ve şeftali meyvelerinin hazmı kolaylaştıran bir etkisi vardır.
  • Bitkiler gölgede kurutulmalıdır. Güneş ışığına direk olarak maruz kalan bitkilerin içerdiği faydalı maddeler kayba uğrar.
  • Sirke kuvvetli bir dezenfektandır.
  • Bitkilerde “ne kadar çok bitki kullanılırsa, karışım o kadar iyi gelir” düşüncesi yanlıştır. Bitkileri bir araya getirip karıştırdıkça faydalı etkileri azalır.
  • Meyve ve sebzeler de tedavi amaçlı olarak kullanılabilir. Her meyvenin ve sebzenin faydasını öğrendiğinizde pek çok hastalığa şifalı bitkiler kadar iyi geldiğini görebilirsiniz.
  • Çok yönlü şifa verici bitkiler kategorisinde değerlendirilen bal, çörek otu, misvak, sarımsak, hurma gibi gıdaları düzenli olarak tüketebilirsiniz.
  • Çok kısa sürede çok fazla sayıda tedavi yöntemini denemek vücudunuza zarar verebilir. Eğer şifalı bitkiler ile tedavi olmayı tercih ediyorsanız, kısa sürede fayda görmeyi beklemeyin.

Sülük Tedavisi

Tıbbi sülükler kullanılarak yapılan bir tedavi şeklidir. Geleneksel tıpta çok eski çağlardan beri sülükler yara tedavisi dahil olmak üzere çeşitli hastalıklar için kullanılmıştır. Günümüzde sülük tedavisi birçok rahatsızlıkta kullanılmaktadır. Sülükler kan emerken aynı zamanda dokuya, içerisinde birçok biyoaktif maddenin bulunduğu bir salgıyı bırakırlar. Bu maddeler insan vücudunda adeta bir ilaç benzeri bir etki oluşturur.

Sülük Tedavisinin Tarihçesi
Sülüklerin kullanımı Mısır’da M.Ö. 1500 yıllara dayanmaktadır. Hipokrat, sülük tedavisini ortaya koyduğunda bu yöntem eski Mısırlılar, Mezopotamyalılar, Aztekler ve Mayalar tarafından bilinmekteydi. İbn‐i Sina (Avicenna) tarafından M.S. 1020 yıllarında ‘El Kanun Fi’t‐Tıbb’ adlı eserinde de bahsedilmiştir. Tedavi amaçlı kullanılan sülükler, Linnaeus tarafından 1758 yılında Hirudo medicinalis olarak ilk defa adlandırılmıştır. 1800’lü yıllarda Avrupa’da sülükler çok yoğun kullanılmıştır. Bu konudaki en önemli gelişme, 1884’te Haycraft tarafından sülükten alınan tükrük salgısında kanın pıhtılaşmasını önleyen bir maddenin keşfidir ki, daha sonra Hirudin adı verilen bu biyoaktif maddenin etkili bir antikoagulant olduğu anlaşılmıştır. Tıbbi amaçla kullanılan yaklaşık 15 tür sülük bulunmaktadır.

Sülük Tedavisinin Uygulanması
Sülük tedavisinde ilk ısırıkta hafif ağrı hissedilir sonra sülük salgısı anestezik içerdiğinden dolayı uygulama boyunca ağrı hissedilmez. Sülük tutunduğu bölgeden 5 ile 15 ml kan emmektedir. Tedavi ortalama 20 ile 60 dakika kadar sürer. Sülükler, kimyasal madde içeren (parfüm, kolonya, cilt kremi, makyaj malzemesi vb.) yüzeylere tutunmazlar. Sülük tutturulacak bölge ılık bir su ve pamuk yardımı ile silinmelidir. Sülük tutturulacak bölge belirlendikten sonra bir tüp veya pistonu çıkarılmış bir şırınga ile sülükler o bölgeye tutturulur. Bir spanç yardımı ile de sülüklerin istenilen bölgeye tutturulabilir. Sülük yapıştığı yerden kendiliğinden bırakmazsa, sülüğün ağzının bulunduğu bölgeye hafifçe zerdeçal toz veya alkol uygulamasıyla bıraktırılabilir, ancak dikkat edilmesi gereken bir husus, sülüğün bıraktırılırken kusturulmamasıdır. Sülük tutunduğu bölgeden ayrıldıktan sonra salgısında bulunan biyoaktif maddelerin etkisinden dolayı kanama 4‐48 saat devam edebilir. Isırık alanı temizlenir, kanamanın önlenebilmesi için de sıkı bir tamponla kapatılır. Her bir sülük tek kullanımlıktır. Aynı hastada bile, kullanılan sülükler tekrar kullanılmaz. Kan ile bulaşan hastalıklar riskine karşı tedavide kullanılmış olan sülük, vücuttan ayrıldıktan sonra tıbbi atık olarak çamaşır suyu veya alkolde imha edilir. Sülük ısırıkları bazen bazı kişilerde ekimoz ve keloid oluşturabilir. Bu lekelerin çoğu 2‐3 hafta içinde kaybolur.

Sülüklerin Tıbbi Kullanımları
Yetişkin bir sülük tek bir beslenmede kendi vücut ağırlığının yaklaşık on katı kadar (ortalama 5 ila 15 ml) kan emebilmektedir. Tedavinin etkinliği, sülüğün emdiği kandan ziyade daha çok salgıladığı biyoaktif madde miktarı ile doğrudan ilişkilidir. Sülükler geleneksel ve tamamlayıcı tıpta birçok rahatsızlık için tedaviye destek olarak kullanılmaktadır. Sülükler, kalp ve dolaşım sistemi rahatsızlıklarında, kas‐iskelet sistemi rahatsızlıklarında, doku flepleri, replantasyon, sonrası revaskülarizasyon için, yumuşak doku yaralanmalarında, diabetes mellitus ve komplikasyonlarında, romatoid artritte ve diğer birçok rahatsızlıkta kullanılmaktadır.

Sülük Tedavisi Yapılamayan Durumlar

  • Mutlak hemofili
  • Anemi
  • Lösemi
  • Hipotoni
  • Hamilelik
  • Sülük salgısının aktif içeriğine allerjisi olanlarda
  • İmmün supresyon varlığında

Sonuç
Geleneksel ve tamamlayıcı tedavi uygulamalarından olan tıbbi sülük tedavisinin tedaviye destek olarak birçok hastalıkta faydalı olduğu, özellikle son yıllarda giderek önem kazanmaktadır. Almanya, Fransa, İngiltere, Rusya ve ABD gibi ülkelerin azami derecede tıbbi sülük tedavisinden yararlandıkları bilinmektedir. Modern tıbbi ilaç uygulamalarına oranla sülük tedavisi daha az yan etkili ve daha düşük maliyetlidir. Çok güçlü bir antikoagulan olan hirudinin heparine göre daha etkili ve çok daha az yan etkiye sahip olduğu ortaya konmuştur. Tıbbi sülüklerin bir kez kullanıldıktan sonra tıbbi atık olarak işlem görmesi, bir hastadan diğerine bulaşabilecek hastalık olasılığını ortadan kaldırmak için çok önemlidir. Sülük tedavisine başlamadan önce anemi riskine karşı daima kan sayımları yapılmalıdır. Sülük tedavisi yapan terapist, ciddi anlamda kan kaybını önlemek için tek bir tedavi seansında on ikiden fazla sülük kullanmamalıdır. Tıbbi sülük tedavisi, sağlam bilimsel ilkelere dayanmaktadır ve hasta bakımının önemli ölçüde iyileştirilmesine neden olmaktadır.

MEZOTERAPİ

Mesoterapi, Dr. Michel Pistor tarafından 1952 yılında geliştirilen estetik amaçlı tıbbi bir işlemdir. Homeopatik ajanlar, farmasötikal ajanlar, vitamin, bitki özütleri mikroenjeksiyon tekniğiyle cilt ve cilt altına uygulanır. Enjekte edilecek maddeler kişiye ve amaca uygun şekilde seçilmelidir.

Mezoterapi kullanım alanları

  • Sellülit
  • Yüz gençleştirme
  • Lokal (bölgesel) yağlanma
  • Saç dökülmesi
  • Skar revizyonu (ciltteki nebbe dokularının iyileşmesi)

Mezoterapi uygun olmayan durumlar

  • Gebelerde
  • Kanser durumunda
  • İnme (felç) geçirmişlerde
  • İnsülin bağımlı diabetes mellitus (şeker hastalığı) olanlarda
  • Kan pıhtılaşma bozukluğu olanlarda
  • Çoklu ilaç tedavisi gerektiren kalp hastalığı bulunanlarda mezoterapi uygulanmaz.

Mezoterapinin yan etkileri
Enjeksiyon bölgesinde geçici ezik ve çürükler olabilir. Kullanılan maddeler sistemik dolaşıma karışmaz. Bu nedenle bu problemler geçicidir.

Mezoterapi ile cilt altına şırınga edilen maddeler sellülitli alanda kan akımını ve lenfatik dolaşımı düzenler, yağ depozitlerini çözer ve sertleşmiş bağ dokuyu düzeltir.

Lokal (bölgesel) yağlanma
Mezoterapi, karın, bel, kol ve bacaktaki bölgesel yağlanmaların giderilmesinde liposuctiona alternatif tedavidir. Enjeksiyon alanındaki yağ dokunun yıkılmasını sağlar.

Skar tedavisi
Skar, cilt lezyonundan sonra oluşan doku tamiridir. Doku oluşan hasarı giderirken bazen o bölgedeki reaksiyona bağlı olarak nebbe dokusu oluşabilir. Bu bölgelere üçer hafta aralıklarla 5-6 seans mezoterapi yapılabilir.

Saç dökülmeleri (Alopesi)
Alopesi saçların dökülerek bölgesel veya tümden azalması veya yok olmasıdır. Özellikle bazı tip saç dökülmelerinde oldukça iyi ve sonuçlar alınmaktadır. Hastanın problemine göre haftalık veya iki haftalık seanslar şeklinde 4-10 seans yapılabilir.

Cilt gençleştirme (Mezolift)
Güneş hasarı ve kollajen kaybı birleşerek cildin dolgunluğunu ve görünümünü bozar. Mezoterapi yoluyla vitaminler, antioksidanlar ve bağ doku maddeleri dermise infüze edilir yani cilt içine şırınga ile verilir. Haftalık uygulamalar şeklinde 2-4 seans tedavi yapılabilir.

Mesolift oldukça etkili bir anti-aging tedavidir. Ciltte kollajen sentezini uyarır; gençleşme, sıkılaşma ve parlaklık oluşur.

SAĞLIĞA TEKNOLOJİ DOKUNUŞU

Laboratuvar test sonuçlarınızı sitemizden kolayca öğrenebilirsiniz